Maktul Aşk
28 Kas 2008 Yorum yapın
Hani canın sigarayla birlikte
Çok sevdiğin bir kahve ister
Ve O yoksa da yanında ama yine de bir tane de ona yaparsın karşındaymış gibi;
Hani diyorum gözün kapıdadır belki yakındadır diye, kapıdan içeri giriverecekmiş gibi;
Hani eve giderken iş çıkışı sokak lambalarının
gölgene bir gölge kattığını hissetmek gibi sarılmışçasına;
Hani, hani diyorum bazen kızgın komşunun camını kırdı diye
Kesip attığı topa üzülmesi gibi bir çocuğun
Bir o kadar da kızgınlığı uzaklığa sitemle bu kez ama.. More
Bu sevdayı ötelere taşır mısın,??
28 Kas 2008 Yorum yapın
in GRUP
Herşeyden alınıyorum
Biri azıcık içime dokunan,
Bir söz söylese;
Ağlayacak gibi oluyorum, Kırıyorum karşımdakini..
Sanki sonu olmayan,
Kapkaranlık bir yoldayım da
Çıkış arıyorum..Gülüşlerim bir türlü
Yansımıyor dudaklarıma.
Hep yarım,hep eksik günler yaşıyorum.
Yüreğim ağır geliyor bana…
Hayata karşı bir yenilmişlik,
Bir boşvermişlik içindeyim
Oysa herkes uzun zaman önce,
Güneşe açtı kucağını
Bense nereye gitsem,
Gri bulutları sürüklüyorum peşimden
Güneş bir benim içime doğmuyor Nedense….. More
Konuşsam Sessizlik Sussam Ayrılık
28 Kas 2008 Yorum yapın
Resmin rehindir gurbetimde
Gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasabada
Ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin
Alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana
Sar,büyüt ellerinle,konuk et sıcaklığına
Konuk et kanatlarına kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana
Ve akşam birkez daha
Saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgarlara
Bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır?
Çekmiyorsun! More
FARK ETMELI INSAN
26 Kas 2008 Yorum yapın
in GRUP
FARK ETMELI INSAN
fark ettirmemeli bazen…
Bir damlacık sudan
nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden
sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını
fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne
karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken ‘Dünya benim!’ dercesine
avuçlarının sımsıkı k apalı olduğunu,ölürken de aynı avuçların ‘her şeyi bırakıp
gidiyorum işte!’ dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
Ve kefenin
cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.
Azraillin her an sürpriz yapabileceğini,nasıl yaşarsa öyle öleceğini
fark etmeli insan
Hayvanların yolda , kaldırımda , çöplükte ama kendisinin
güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.
Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona
göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen
yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde kedi,köpek beslediği halde çocuk
sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine ‘seni çok
seviyorum!’ demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki
komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını
yemekte gizlendiğini fark etmeli.
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı
gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark
etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan…..
Ömür dediğin üç gündür,dün geldi geçti yarın
meçhuldür…
O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür….
(Can Yücel)
HAYAT;
26 Kas 2008 Yorum yapın
in GRUP
HAYAT; Bir gülümseyişe bir kıpırdanışa bir dokunuşa vakit ayrılmayacak kadar’ KISA’!… HAYAT; Gerçekleri sırtlayıp taşımayacak kadar’AĞIR’!.. Bir kuşun kanadına konupta ona bile hissettirmeden ucabilecek kadar ‘HAFİF’!… HAYAT; Koskoca ömürde ”bir yalnız gün daha nasıl geçecek şu saatler nasıl bitececek” diye şikayetedebilecek kadar ‘MUAMMA’!… Göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede nihayete erebilecek kadar da’BASİT’!… HAYAT; Her anını dibine kadar yaşamaya çalışmak için nefes nefese koşturmayı göze alacak kadar ‘DOLU’!… Bütün yaşadıklarınının sadece bir hayal olduklarını hissettirebilecek kadar ‘BOŞ’!… More
SEVGİ ÜSTÜNE
24 Kas 2008 Yorum yapın
in GRUP
Sarp ve kayalıklıdır sevginin yolları,
Ama içinize ateş düştü mü izlemekten geri durmayın,
Gerçi sözleri düşlerinizi darmadağın edebilir.
Ama sizinle konuştuğu zaman
yine de ona inanmamazlık etmeyin,
çünkü başınıza tacı oturtacak olan da,
sizi çarmıha gerecek olan da sevgidir.
Tıpkı; püsküllerin mısırı sarışları gibi
sevgi de sizi kendisine sarar.
Soyunmanız ve önünde çıplak kalmanız için sizi zorlar,
Bembeyaz kesinceye dek evirir, çevirir, acı verir canınıza.
Boyun eğdirinceye dek ezer, yoğurur sizi.
Sevgi, tüm bunları başarır,
yeter ki siz kalbinizin sırlarını öğrenin ve
bu yolla hayatın yüreğinden bir parça olun.
Ama diyelim ki, korkulara kapılmışsınız ve
sevgiden salt bir huzur ve zevk bekliyorsunuz.
O zaman bir an önce çıplaklığınızı örtün ve
sevginin zorlu düzeninden uzaklaşıp mevsimleri
olmayan bir dünyaya sığının daha iyidir. More
LİMİTSİZ SEVMEK
24 Kas 2008 Yorum yapın
in GRUP
Sevmeyi bilip, sevilmenin büyüsünde kaybolmak. Engin maviliklerde yepyeni sevgiler keşfetmek. Pembe bulutlardan maviliklere atlarken kenetlenmek sımsıkı, yürekten yüreğe… Birbirine hem çok yakın hem de kilometrelerce uzak olduğunu düşündüğüm iki sıcacık kardeş duygudur sevmek ve sevilmek.
Alabildiğine derin, alabildiğine hassas, bazen kırılgan, bazen çelik kadar sert ve dayanıklı, paylaşıldıkça kabına sığmakta zorlanan, hissedilmesi kadar hissettirmesi de insanlarda derin izler bırakan; aradaki upuzun mesafelere rağmen kalpten kalbe değebilen, rengârenk duygu yumaklarıdır. Çözüldükçe bağlanır, bağlandıkça çözülürsünüz enginliğinde.
Sevmek olağanüstü bir duygudur. Sevmek, hayatın şifresini çözen bir anahtar, yaşantınızı anlamlı hâle getiren bir tılsım gibidir. Çünkü sevmekle içinize ve ruhunuza pozitif bir enerjinin dolmasını sağlarsınız. Bu sayede ufkunuz öylesine genişler ki, bu güzellik sizden etrafınıza bir güneş misali yayılır ve vardığı noktalarda bulduğu yürekleri sıcacık yapar.
İnsanın yüreğini tüm sevgilere açması ve etrafındaki her şeyi alabildiğince sevmesi kadar güzel bir şey düşünülebilir mi hayatta? Sevgi sizin kalbinizden sonsuz bir pınar misali coşup çevrenizdeki insanlara, dostlarınıza çağlar ve ardından paylaşımın en güzel yansıması olarak size gerisin geri döner. Bu geri dönüşler ise sizi daha çok sevmeye âdeta zorlar. O nedenle değil midir ki sevgiler paylaşıldıkça artar. Sevilmeyi tatmak için önce sevmeyi bilmek gerekir karşılıksız, hesapsız, masum ve en içten hislerle. Çünkü gerçekten sevmeyi bilemeyen ve gönül kapısını sevginin güzelliklerine açmayan bir insan asla sevilmenin değerini anlayamaz. Aslında sevmek tüm duyguların anasıdır. Sevgi yüreğinizi zenginleştiren yegâne araçtır. Diğer duyguları besler, özellikle negatif duygulardaki aşırılığı frenler, insana yapıcılık kazandırır. Nefreti, kıskançlığı, çekememezliği silip götürür. More
VE SEN BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİSİN.
24 Kas 2008 Yorum yapın
Yalnız yaşamayı da bilmeliyiz.
Yine de öyle bir an gelir ki
sığamaz olursun kalıbına;
işte o zaman
tek yürek olabileceğin bir dost ararsın.
Yorgunsan hele;
sığınabileceğin mavi bir koya demir
atmak istersin.
Yelkenlerimi indirdim şimdi,
ıssızlığına aksimi düşürdüm.
Kendimi gördüm engin sularında…
Dostluğun güneş olup
kuşattı beni çok uzaklardan…
Gün batımlarından sonra
güvertemdeki ışıklarımla
yakamoz olup ışıldadım.
Hafif bir meltem çıktı sonra,
dans ettik gecenin sessizliğinde…
Yıldızlar düşsün üzerine
ama sen beni sar,
yüreğinin derinliklerinden gelen
o sıcak sevginle…
Bir damla sevgiymişim en başından beri,
fark etmek uzun zaman aldı.
Oysa her zaman güzel ve özelmişim,
sadece farkında değilmişim.
Şu madde boyutuna sıkışmış insancıklar var ya;
onlardan olamadım hiçbir zaman ve
olamam da…
Şimdi benim de yaşadıklarımdan öğrendiğim
bir şeyler var:
Ben herşeymişim…
Beyaz bir gül,
bir kır çiçeği,
güneş, ay,
uçsuz bucaksız mavi bir okyanus…
Derin bir gökyüzüymüşüm…
Siyahmışım, beyazmışım…
Tüm sevdiklerimmişim,
senmişim, benmişim…
Her şafakta yeniden doğanmışım…
Ölüm ve yaşammışım…
Ben herşeymişim….
Madem her şey bendim;
o halde anlam olmalıydım yaşama…
Mana vermeliydim bakışlarıma ve
ritim eklemeliydim adımlarıma…
Yürüdüğüm yollar benden iz taşımalıydı.
Beni ben olarak yazmalıydı mazi,
silemediğimiz sayfalarına…
Her kara kışın içinde
baharlar bulmalıydık yaşamakiçin…
Beyaz beyaz çiçeklenip,
lapa lapa yağmalıydık çıplak ağaçlara…
Gelin olmalıydı, ince, narin,
bir sabah penceremin önünden boy
gösteren ağacım…
O dışarıda titrerken,
ben sandalyemde oturup
sıcak çayımı yudumlamalıydım.
Çayımın buğusu üşüyen yanaklarımı
ısıtmalıydı ve
ben ürpermeliydim bu bahtiyarlıktan…
Güller ekmeliydik gönlümüzdeki bahçelere…
Gönlümüze sığdırmalıydık kainatı ve
tüm yaratılmışları.
Ve o kainatın mimari olmalıydık,
yüce mimarın bize verdiği o
hislerle yeniden
eskizleşmeliydik duyarsız kalan
yanlarımızı… More
DEV AYNALARI KIRMAK
24 Kas 2008 Yorum yapın
in GRUP
DEV AYNALARI KIRMAK
Siz küçük bir çocukken, ”çok büyük”tür büyükleriniz. Her şeyi bilirler,
Her şeyin üstesinden gelirler,
En güçlü,
En kuvvetli,
En akıllı,
En becerikli,
En başarılı,
En yenilmezdirler.
Yıllar önce, küçük bir çocuğun limanda gördüğü transatlantik
karşısında ”Babamdan bile büyük” diye dehşete düştüğüne tanık
olmuştum. Bütün
çocuklar yaşarlar benzer duyguları.
Hayran olurlar,
Gurur duyarlar,
Övünürler,
Özenirler,
Taklit ederler.
Zaman geçer, çocukluktan çıkılır. Büyüklerin aslında ”en büyük”
olmadığı fark edilir. Onların da:
Zaafları,
Zayıflıkları,
Bilmedikleri,
Beceremedikleri,
Eksik yanları,
Anlamadıkları,
Korkuları,
Yenilgileri vardır.
Yani kisaca ”insan”dırlar.
Bunları fark etmek, biraz içini acıtır büyümüş çocukların;
Hayal kırıklığına uğratır,
Biraz öfkelendirir,
Biraz üzer,
Isyan ettirir,
Kabul etmekte zorlanılır. More





Son Yorumlar