Bana elini uzatır mısın aşkım,
Bana elini uzatır mısın aşkım,
Dokunur musun narin parmaklarınla ellerime,
Söndürür müsün ilk dokunuşla yüreğimin yangınlarını,
İnce parmakların dolaşır mı teker teker parmaklarımı…
İçinde kınalar yakılmış gözlerin dolaşır mı gözlerimin yeşilliklerinde,
Düşer mi ovalarıma gölgen,
Uzanır mısın başını koyupta koluma
Parmaklarınla yazar mısın ” AŞKIM ” diye dudaklarıma
Zamane mutluluklar getirir misin tamda şimdi bana
Yıldızları dikte işle istersen iğne ile canıma
Senden gelen kahır yükler inan ki ölüm olur ruhuma
Parmaklarınla yazar mısın, yazar mısın ” AŞKIMIZI yıldızlara ” (dahası…)
Unutmak mı,Delisin..
Güzellik sarar her bir yanımı seni sevdikçe
Lal olur dilim seni söylemez ise bir gün
Günün çiçeğe tutkunluğu sürer gider bir ömür hey.
Dalına zayıfça bağlanan
Ve sararıp solan her esen rüzgârla
Bir sonbahar yaprağı gibi kopmak yok.
Bir bulutun ardına çekilip
Sessizce zamanı beklemek yok.
Ben sensizliklerin yaşlı çınarı
Her ne yana kol atsam senin hayaline dokunmak içindir
Her sabah yeniden boy verişim
Seninle yaşamı paylaşmak içindir.
Hep sevgin dolduruyor evrenimi
Unutmak mı ,
İmkansızlık.
Çünkü sevdan suluyor her gün beni
BEKLEYECEĞİM SENİ
Belki de bir düşten ibaret yaşananlar
Bir sırdan öte küçük mutlulukların hikâyesidir
Zamandan geri kalanlar.
Koyu deminde yalnızlığı yudumlarken,
Günesin batışına cevirmişim ıslak gözbebeklerimi
Geçmişe bakıp anılarımda sağ tarafım ask sızısı çekerken
Yarınlarımda seni sevebilme ihtimaliyle dolu sol yanım
Güneş Batarken, ruhumla kalbimin savaşın tam ortasında
Darmadağın olmuş umutlarımı
bir gün geleceksin ümidiyle topluyorum
Geceyle gündüz, karakışla bahar arasındaki açık fark gibi
varlığınla yokluğunun arasındaki uçurumun tam sınırındayım
Varlığında seninle sevginin en güzel mutluluklarını yaşamak
Yokluğunda ise sevdanın hasretinde ateş misali kavrulmak
Sevgi sadece sen varken seni seviyorum olmamalı
Sen yokken bile seni ölümüne sevip bekleyebilmektir.
Hayallerinde üşüsen de
Yazın ortasında tüm benliğinle sarılmak boynuna
Sen yokken bile baharın mis kokularını katabilmek kokuna
Her rüzgârda saclarını dağıtma arzusu belki de bu bekleyiş
İsyan değil bu; (dahası…)
SAATLERİMİ YARINLARA AYARLADIM
Vuslat Şafağında, İki Bedende Bir Can
Değil Bir Bakış,
Düşlerimden Bile Geçmez İhanet
Ne Unuttum Vefayı, Ne Vazgeçtim
Seni Sevmekten
Riyaların Hovardalığında
Baharları Topladım Yüreğimde
Saatlerimi Yarınlara Ayarladım
Gel Issız Gönlümün, Sessiz Ortağı
Süzül Ürkek Arzularımın Penceresinden
Yırtılsın Karanlık, Yırtılsın Hüzün (dahası…)
yürümek;
yürümek;
yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
karanlığın gözüne bakarak yürümek..
yürümek; (dahası…)
Kavuşursak biteriz biz
Biz mutlu sonlar katiliyiz
Kavuşursak biteriz biz
Sevgiyle bakan gözleri kör ederiz
Herkesin bildiği bir aşk
Herkesin attığı bir imza
Herkes gibi değiliz biz
Belki biraz serseri
Belki biraz deliyiz
Ama kavuşursak biteriz biz
Pervane böceğinin mum alevine sevdası
Ateş böceğinin susuzluğuyuz biz
Yanar ama su içmeyiz
Etrafında döner, alevle dansederiz
Bize kimseden zarar gelmez
Biz zararı ancak kendi kendimize veririz
Severiz, özleriz, aşktan ölsek kimseye söylemeyiz
Biz artık biz değiliz
Ruhlar kavuşur ve konuşur gökyüzünde bir yerde
Ama bedenen kavuşursak biteriz biz
Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz
Onu bilir, onu söyleriz
Kavuşursak biteriz biz
İki sınır ülkenin dikenli telleriyiz
Dokunursak kanar ellerimiz
Kimselere söylemez gizli gizli severiz (dahası…)
Kalbimi astım bu gece…
Kalbimi astım bu gece!
Hiç korkmadan,
Gözlerimi kapatmadan ve seni son bir kez daha bile düşünmeden astım bu gece!!!
Ellerimi kalbime buladım…Gözlerimi sana boyadım son kez!Siyahtan başka bir renk yakıştıramadım gözlerine…En derin,en soğuk en içli renk artık benim için siyah…Belki bir inci kadar saf değil,belki bir bulut kadar ferahta değil bakışların bu yüzden olabilir..Ve bildiğimiz bütün diğer renkler senin gözlerinde solabilir!!! (dahası…)
bi adam….bi aşk….bi kadın
‘Oysa,’ dedi aşk, ‘Ne kadının sevgisi azaldı zamanla, ne de adamın kırgınlığı tamir götürmezdi.’
Adamla kadın geçip gittiler birbirlerini, konuşmadan. Ne kadın sahiplendi aşkı ne de adam. Bir aşk daha -yarım- sokak ortasında kalakaldı bi başına.
bi adam….bi aşk….bi kadın
Kar yağıyordu. Çekti ellerini. Paltosunun düğmelerini iliklemeye başladı kadın. Olmaz mıydı, ısınmaz mıydı hava tekrardan, Hep kış mıydı bundan sonrası? Kimse gelip geçmezse nasıl açılırdı kapanan yollar? Hava daha da bozuyordu. Son düğmesini -bahanesini- de ilikledi kadın. Tekrar boşta kaldı elleri. Adam uzattı, kadın tekrar çekti ellerini. Sustu adam. Yürüdü kadın. Bitti -mi?- aşk. Kar yağıyordu, artıyordu kalınlığı yalnızlığın.
bi adam….bi aşk….bi kadın (dahası…)
Her ne olursa olsun susmalıyım,
Her ne olursa olsun susmalıyım,
İçimde her ne kadar haykırmam gereken bir sen olsa da susmalıyım işte…
Senle doldurduğun bu benden sonra nasıl çekip götürmek istediysen o lanet olası seni,işte o kadar susmalıyım.
Ne kadar istemesemde bu suskunluğu,ne kadar lanet okusamda bu ayrılığa,ne kadar kusmak istesemde geçmişimi bir bir yüzüne karşı; işte o kadar susmalıyım bu gece…
Bir sen köpürdü içimde az önce.Çılgın denizler gibi,aşık sular gibi taşmak istedi belki ama susmalıyım yağmurum,yalnızca susmalı…
Özledim seni ilk defa belki de az önce; çılgın bir mavi gibi,deli bir kırmızı gibi,öfke dolu bir yeşil gibi özledim seni…
Bir şeyler söylemeli desem,korkuyorum konuşmaktan; konuşmaya başlayıp haykırışlarıma ulaşmaktan.Susmalıyım bitanem,yalnızca birazcık susmalı…
Belki sonsuza dek hep susmalıyım ama şimdi sadece birazcık susmalı…
Bazen yeni doğmuş bir ceylanın korkusu kadar,bir rüzgarın esintisi kadar,bir güneşin sıcaklığı kadar çok susmalıyım işte.
Belki sensizlikten sonra bu suskunluğun,bu sessizliğin,bu korkunun içinde kayboldum,hep sustum ama yinede susmalıyım.Hiç korkmadan susmalıyım.
Biliyordun karanlık ve sessiz gecelerden ne çok korktuğumu.Ama sen yinede bile bile koca bir sessizliğe hakim karanlık bir gece gibiydin.Sende hep bir suskunluk,hep bir bensizlik ve hep bir soğukluk vardı.Ve ben bu bensizliği bir türlü dolduramadım.Hep konuştum,haykırdım sana olan o koca sevgimi ama sen beni hiç duymadın,hiç duymadın…
Madem benim olmayacaktın niye çıkardılar seni karşıma söylesene? Niye anlattılar,niye övdüler seni bir bir bana? Niye yüklediler o kocaman seni bana? Niye?
Pişman değilim taşıdığım için seni.Hiç acımadım o yıllarıma,hiç kızmadım yıllarımı çalan o upuzun yolculuğa.
Baksana şimdi bile bir seni kazanmaya çalışıyorum.Hiç yorulmadan,hiç bıkmadan ve hiç konuşmadan. (dahası…)
Oturup Benimle Ağlar mısın?
Oturup Benimle Ağlar mısın?
Işığını yitirmiş bir yıldız olsam
gökyüzünde beni arar mısın?
dizlerimin ütüne yığılıp kaldığımda
üzülür müsün?
kaldırır mısın tökezlenip düştüğümde?
gelip sarılır mısın boynuma?
alır mısın koynuna üşüdüğümde?
yaralarımı bağlar mısın?
oturup benimle ağlar mısın?
Rengini yitirmiş bir gül olsam
eline alıp koklar mısın?
okşar mısın ılık nefesinle?
bir öpücük kondurur musun alnıma?
savurduğunda uzaklara hayat
yüreğinde yoklar mısın?
Çocuğunu yitirmiş bir baba
dizlerine vururken umarsız.
bastırırken ellerini,
acıyan yüreğinin üstüne…
senin de yanar mı yüreğin?
acımı anlatsam dinler misin?
oturup benimle inler misin?
bulutlandığında gözlerim
gözyaşımı siler misin? (dahası…)


![UT 3, 4 & The Milky Way [video] UT 3, 4 & The Milky Way [video]](http://static.flickr.com/2633/4135738280_d16c9dd389_t.jpg)