Free Cursors
Aşk Mutluluk Senin Saatlerinde
Gözlerin bir ışık gecemi aydınlatan
Şaçların inceden düğümlenmiş kalbime
Kokun sanki bulunmaz çiçeklerin özünde kışkırtıcı
Kalmasaydım yoklugunda bu uzak sehirde sensiz
Hasret bir kördüğüm geleceksin ya bu derin avuntum
İnan seviyorum seni sende vefalı yarim benimsin
Sensiz dünyayı istemiyorum ruhum sana kenetli
Sen benim en tatlı ruyam geceleri sızım sızım hayalin vuruyor
Dalgalarıyla sürüklüyor benide apansız sana tutuluyorum
Düşümde adını sayıklıyorsam duygularımdan geçip
Ben seni düşünmeden uyuyamıyorum
Ben seni düşünürkende bazen uykularım kaçıyor
Tutuşuyor özlemle gözlerin ruhula gel bu aşk bizim olsun
Tesellim ol yarınlara ben benden cok sen senden dusunceli
Aşk mutluluk senin saatlerinde
Sevgi yakınlık benim hasretimde
Sarıldıgım tenin bu geceye uzanıyor
Sesin yakından uzaga duygularım
SENİ SEVİYORUM YARGISIZCA
Sana kavustugum gun hayatımdakı en mutlu gunu
Şimdi yanımda bir sevgin bir kokun birde ruhun var
Kapılarını sonsuzluga kadar sana acmıs bir kalbi
Senelerce yanında olsam bıkarmıyım sanıyorsun
Daha cok kenetlenırız yarınlara seninle daha başka olurdu dünya
Sensiz de seni yaşıyorum sevgini duydugum halde özlemdeyim
Düşündügüm gerçegim işte böyle çok seviyorum seni bebeğim
Ask mutluluk senin saatlerinde sevgili
Bu Gece Ağlayacağım…
Bu Gece Ağlayacağım…
Free Cursors
Kör sağır gecelere tutsak
Sen gitme, olur mu?
Sen gitme, olur mu?
Free Cursors
Her gidişin ardından bakakalır gözyaşlarım. Öyle ki neden döküldüklerini bile anlamadan yere bile düşmeden gitmiştir giden. Hep böyle olmuştur ani (ve sebepsiz). Hiç anlamadım neden gittiklerini. Belki de ben aradığımı bulayım diye gitmeyi seçtiler.. Ne kadar nahifim.
Biliyor musun hiç endişelenmedim terkedilirken. Üzülmedim dersem yalan olur kimseler bilmeden ağlamadım belki bir kaç damla göz yaşı ile geçiştirdim gidişleri ama çok kıymetli bir kaç damla. Hep söylemişimdir ben ağlayamam. Endişelenmedim çünkü giden biliyordur kalırsa huzursuz geceler beklemektedir bizi. Üzüldüm çünkü hiç anlamadım neden gittiklerini bilsem üzülmezdim belki.
Her gideni kalbimin bir köşesine koyayım dedim beceremedim. Giden gittiğiyle bitmiştir hep. Bir kaç mutlu anı dışında ne varsa götürmüştür yanında her seferinde. Sanırım eski şeyleri tutmayı sevmediğimden pek onlar da biliyor huyumu. Zaten kalan oldu mu hemen başlıyorum temizliğe. Düzen hastası olmak ne fena.
Şimdi düşünüyorum da.. Sayamıyorum bile gidenleri. Aklımda bir kaç isim ve gözümün önünde bir kaç flu yüz var.
Hiç birini küçümsemiyorum ama huyum kurusun unutmazsam olmuyor. Sebepsiz gidişlerden nasıl yorulduysam dayanılır gelmiyor anımsamak. O kadarcık da olsun değil mi
Sen.. Seni unutmak istemiyorum. Senin gidişini izlemek istemiyorum. Tükeneceğimi biliyorum. İlk kez korkuyorum. Hem de çok korkuyorum. Zayıflık dersen de ne yapayım Sana yaranmak değil ki bunları yazarken niyetim. Şu alkolden dönen başımı durdurup 2 satır yazabiliyor olmamın sebebini ne ben biliyorum ne bir başkası. Anlatıyorum işte. Korkuyorum çünkü kendimi kandıracak değilim senin gitmeni kaldıramam. Söylemekten korkmuyorum bak. Seni seviyorum.
Sen gitme olur mu Hele sebepsiz hiç gitme.
“ Aşk açlıktan değil tokluktan ölür “
“ Aşk açlıktan değil tokluktan ölür “
Free Cursors
Seversin kavuşamazsın aşk olur “ “ Aşk açlıktan değil tokluktan ölür “
Çünkü aşkı aşk yapan “ açlıktır”.”Onunla” birlikte olmaya , gezmeye , didşmeye karşı hiç doymayan bir “ açlık” “ Onunla” konuşmaya ve susmaya , buluşmaya ve özlemeye , kavga etmeye ve barışmaya duyulan heyecanlı bir “ açlık “ . “ Onunla “ yaşama planları , anlamaya çalışma çabaları , anlaşılmak kaygıları , kaybetmek korkuları ile beslenen bir “ açlık “ . (dahası…)
Varlığında varlığım.. Yokluğunda yokluğum..
Varlığında varlığım.. Yokluğunda yokluğum..
Free Cursors
Yine , yeniden , Herzaman…
İhtiyaç duymak, özlemek, kendinden kaçıp bir yerlere özellikle de sana sığınmak istediğim anlardan birini yaşıyorum yine.. Sen gideli çok olmasa da bana elime kalem aldıracak kadar dokunmuş demek ki… Birbirimizden ayrı kaldığımız zamanlar sadece aklıma yerleşen korku dolu soruları yanıtlamak kalıyor bana..
Becerebilsem bir de ne ala..
Huzur`um sahi “huzur” diyorum sana..
Geleceğin günle beraber bende mutlu olup huzura kavuşacağım çünkü.. Öyle çok isterdim ki şu anda burada olmanı.. Yazdıklarımı beyaz kareli bir defter sayfasına değil de sana anlatmayı.. Şimdi bu yazdıklarımı bilsen “ o günlerde delicek elbet, dua et” deridn bana.. Son günlerde bundan başka bir şey yapamıyorum.. Zaten elimden gelen tek şey de dua etmek.. İşin kötüsü korkuyorum Tanrı`da benden sıkılır diye.. O`nun da başını ağrıtıyorum sürekli seninle.. Sahi başını ağrıtmadığım kim var ki? “Nasılsın” ların, “merhaba”ların tek yanıtısın sen.. (dahası…)
Geleceğin günle beraber bende mutlu olup huzura kavuşacağım çünkü.. Öyle çok isterdim ki şu anda burada olmanı.. Yazdıklarımı beyaz kareli bir defter sayfasına değil de sana anlatmayı.. Şimdi bu yazdıklarımı bilsen “ o günlerde delicek elbet, dua et” deridn bana.. Son günlerde bundan başka bir şey yapamıyorum.. Zaten elimden gelen tek şey de dua etmek.. İşin kötüsü korkuyorum Tanrı`da benden sıkılır diye.. O`nun da başını ağrıtıyorum sürekli seninle.. Sahi başını ağrıtmadığım kim var ki? “Nasılsın” ların, “merhaba”ların tek yanıtısın sen.. (dahası…)
Yas Tutan İki Çift Gözdü Sadece Yokluğunda
Yas Tutan İki Çift Gözdü Sadece Yokluğunda
Free Cursors
Yas tutan iki çift gözdü yoklugunda , geceler sessiz , geceler sensiz , mutluluk bensiz , hazanlar nedensiz , karanlıklar sebepsiz çökmüştü dünyama..Yorgundu yüregim hasretini çekmekle , gözyaşlarıma sarıp sevdanı mechullere dogru gitmekle , sensizligi katıp gecelere yorgun düşmekle yeterince acılara büründü…. (dahası…)
Sensiz seni yaşadığım akşamları
Sensiz seni yaşadığım akşamları
Free Cursors
Sensiz seni yaşadığım akşamları
Götürüyorum…
Hazırlığını yapıyorum günlerdir
Çıkacağım gönül yolculuğunun
Şaşırıp …üzülme sevdiğim.
Zamanın çarkında tükendi artık sabrım
Bu kez,
Ben seni bırakıp gideceğim…
Usumda asılı kalan resimleri karşılaştırmak için asıllarıyla
Şimdi daha iyi anlıyorum,
Neden bir boşlukta savrulup gider gibi olduğumu…
Yaşamımda bir kısır döngünün içine nasıl itildiğimi sevginle?
Biliyorum
Senden gidişim
Sana dönüşümün gecesine rastlayacak..
Seninde yüreğin,yüreğim gibi
Gitmekle-kalmak arası o ince çizgide olacak…..bir süre.
Boşver! …
Boşver üzülme! …
Ben çok kaldım çocuk ruhumla
O, izbe terkedilmişlik istasyonlarında
Beklerken sevgini
Dalıp dalıp sevgi oyunlarına bir çocuk gibi
Ne zaman göç etti kuşların kanatlarında mevsimler? …
Bulutların yaşlarını kaç yağmurlar tüketti? …
Yaşamımda bir kısır döngünün içine nasıl itildiğimi sevginle?
Ve hep,beklediğim o tren
Ne zaman doldurup-boşalttı…,
Boşaltıp-doldurdu sevgi yolcularını?
Anlamadan…
Geçen zamanın ayrımına varamadan
Büyüdüm…
Büyüdüm işte!
Son yolcuyum şimdi beklenen
Son yolcuyum gitmek isteyen….
Büyüdüm ya… ben
Dalmayacağım artık senin sevgi oyunlarına
İnanıp sana
Düşmeyeceğim düş sarnıcına…
Belirsizliğin ördüğü ağın ortasına….
Düşmeyeceğim sevdiğim.
Hazırlığını yapıyorum gönül yolculuğunun bu defa
Ne kadar eskimiş… zaman bavulum?
Kim bilir ne durumda içinde anılarım….
Birazdan onları boşaltıp bu izbe istasyonda
Seviyorum diyen yüreğini (?) ..
Rüzgar olup saçlarımı okşayan ellerini…
Hala anlamını çözemediğim
Bakışırken kaçırdığın bakışlarını…
Ve
Erteleyerek tüketemediğin zamanı…
Neyse…
Kısacası senin olan herşeyi…
Koyup içine
Gideceğim…
Son kez bakmak istiyorum
Giderken ellerime uzattığın aynaya…
Hani ağladığımda
“Çok komik oluyorsun gözyaşlarınla,al bak! “
Dediğin aynaya.
Artık ağlamıyorum sevdiğim…
Sensiz çıkacağım yeni yolculuğumun sevincini yüreğime
yerleştiriyorum…
O günü anımsayarak
Alıyorum elime aynayı
Sen beliriyorsun aynanın gözlerinde.
Diyorsun
“Ben geldimmm”
Sevginle yorgun ya yüreğim…
Yalnızca bakışlarımla soruyorum
“GEÇ KALMADIN MI? …”
BANA AŞK BORÇLUSUN…
BANA AŞK BORÇLUSUN…
Adam genç kadına seslendi
- Bana gözyaşı borcun var!
Genç kadın sordu
- Nasıl öderim?
Adam gözlerini kırptı
- Haydi gülümse!
Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp,borcunu sildi. (dahası…)
- Nasıl öderim?
- Haydi gülümse!
Geceler Yarim Oldu …
İmkansıza düşen bir sevda gülüGece ki , o bana yar
Ben o’na sevdalı .
Bilirmisin sen geceyi
Gecelerde yalnızlığı
Sonrasında sessizliğin ötesinde
Bir o yana bir bu yana (dahası…)
Dostluk Gülü
Dostlarınızla öyle yaşayın ki, düşman olduğunuzda, söyleyecek şeyleri olmasın. Düşmanlarınızla öyle yaşayın ki, dost olduğunuzda, yüzü kızarmasın.”
Bir gün evinizden çıkıp bir gül bahçesine girin, dokunun ellerinizle bir güle. Ama koparmayın sakın, yalnızca dokunun ve okşayın . Sevin, sadece sevin ve sevgisini tutup koyun gönlünüze.
Dalında duran bir gülün nasıl buram buram hasret, aşk en önemlisi de dostluk koktuğunu göreceksiniz.
Güllerin üzerindeki çiy damlalarına bakın! sevinç ve hasret gözyaşlarıdır onlar, dostluk gözyaşlarıdır. Sevdiği için dökülmüştür, dostu için. Sevgiyle okşadığınızda bakın nasıl özlemle yanar elleriniz, yüreğiniz nasıl da aşkla çarpar, sevgiyle tutuşur. Onu koparmaya varmaz eliniz. Kalbiniz titrer.
Dokunun bir güle, koparmayın; sadece dokunun. Ne kadar katı olursanız olun, katı yüreğinizin nasıl yumuşadığını göreceksiniz. Sevginin, dostluğun sıcaklığı kalbinize nasıl dolduğunu hissedeceksiniz.
Ve o an başınızı kaldırıp uçsuz, bucaksız gökyüzüne bakın, göğün mavisindeki ferahlığa. O an belki, sevdalı bir kuş gelip konacak saçlarınıza, ürpererek ve ürkerek gözlerinize bakacak. Avuçlarınızın içine alıp kalp atışlarını dinleyin. Salın sonra gökyüzündeki özgürlüğe ve derin bir nefes alın. Havada özgürce kanat çırpınışının güzelliğini doldurun içinize. Dostluğun, vefanın, sevginin, özgürlüğün eşsiz güzelliğini yaşayın.
“Gül verenin elinde gül kokusu kalır” der bir Çin atasözü. Bende gül koklayanın yüreğinde gül kokusu kalır diyorum. Bir gül ancak bir dostun elinden verilince, iç bayıltıcı güzelliğini algılar ve anlarız. Buram buram kokladığımızda dostluğun ağırlığını hissederiz.
Vefalı bir dostumuzu kaybettiğimizde yada ondan ayrıldığımızda nasıl da sancır yüreğimiz, gecelerce uykusuz kalır gözyaşı dökeriz. Sevgimizin, dostluğumuzun ölçüsünü ancak o zaman anlarız, ama ne yazık ki, bazen iş işten geçmiş olur. Çünkü geç kalmışızdır.
Bilir misiniz? nice köklü dostluklar, ayrılık tokatını beklermiş, anlaşılmak için?. İnsan bazen dostluğun önemini, değerini ve bir dostunu ne kadar çok sevdiğini ancak iş işten geçince anlar.
Balıklar engin denizde suyun kıymetini ancak ondan uzak kalınca farkına varır ab-ı hayatın ne olduğunun.
Dostluklar öylesine güzel, öylesine derin, anlamlı, incelikli, içtenlikli ki; bir güneş kadar sıcak, toprak gibi vefalı, su gibi temizdir.
Vefanın, dilin, duygunun, yüreğin el ele, yüz yüze, iç içe girdiği, gönül gönüle birleştiği, bir gül bahçesinin güneşlenmesidir dostluk. Fırtınalarda, boranda yüreğimizin ısınmasıdır. İşte o nedenle, her şeye rağmen sizinde bir dostluk gülünüz olsun yüreğinizde…
Her şeye rağmen, yaşamak şey güzel yine de. Önemli olan kimseyi düşürmeden, düşmeden, tutunabilmemiz hayatın bir yerlerine. İnsanların biribirini seviyor olması, dostluk kurması ne güzel. Ne güzel karların yağması, karların erimesi, uçuşması kelebeklerin, açması çiçeklerin her bahar ne güzel. Yüreğimizin çarpması sevgiyle, dostlukla, annelerin sevgisi, çocukların gülmesi ne güzel…
Siz de bir güle dokunun ve sadece koklayın göreceksiniz ki, dostluklar, sevgiler ne kadar önemli ve değerlidir.
Dostluk öyle bir şey ki, hep tazelenmek ister. Hatırlanmak ister. Dost olun sizde, şu üç beş günlük ömrünüzde kimseye kötülük etmeyi düşünmeyin. Size kötülük etseler bile. Vicdanı rahat, yüreği temiz olun. Dostluğun aydınlığını, sıcaklığını ve lezzetini tadın. İliklerinize dek hissederek yaşayın.
Yeri geldiğinde sararıp solun, düşen bir kuru yaprak olun, ama asla soldurmayın, sarartmayın dostluk gülünüzü…








![UT 3, 4 & The Milky Way [video] UT 3, 4 & The Milky Way [video]](http://static.flickr.com/2633/4135738280_d16c9dd389_t.jpg)