16 Nis 2009
by cemil197070
in HİKAYE
ÇİÇEK HİKAYELERİ
Uzakdoğu’da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. More
18 Mar 2009
by cemil197070
in HİKAYE
Ewan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra Kore’deki bir savaşa katılmak üzere İngiltere’den ayrılacaktı, hiçbir şeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona. Ağır adımlarla büyük kütüphaneden içeriye girdi, bir kitap alıp oturdu ve okumaya koyuldu. Gerçekten de çok güzel temalara değinmiş etkileyici bir kitaptı elindeki, ama daha da güzel olanı kitabı daha önce başkasının da okumuş ve bazı yerlere notlar almış olmasıydı. More
16 Oca 2009
by cemil197070
in HİKAYE
Etiketler:rumen
Yoksul köylerin en yoksulunda, yoksul mu yoksul bir aile yaşarmış. Bu aile o kadar yoksulmuş ki çok ender yemek yer, su bile içmezlermiş. Malları mülkleri yokmuş, ama çocukları çokmuş. Bir süzgecin ne kadar deliği varsa, onlarda da o kadar çocuk varmış. Hayatta tek şansları en büyük kızlarıymış. Her şeye aklı yeten bu kız, diğer kardeşleriyle de ilgilenir, onları da eğitirmiş.
Bu yoksul ve kalabalık aileye köyün ağası acımış. “Açlıktan öleceksiniz. Sana şu tarlayı veriyorum, üzerine ev yaparsın, kalanını da eker, diker, çocuklarının ekmeğini çıkartırsın,” demiş. Yoksul ailede sevinç, bir bahar rüzgarı gibi esmiş o gece. Herkes güzel yarınların rüyasını görmüş. Ertesi gün yoksul köylü tarlaya gitmiş. Ev yapmak için temel kazmaya başlamış. Bütün gün kazmış, derin bir çukur oluşturmuş. Akşam olurken de çukuru öyle açık bırakıp eve dönmüş. Zaman çok geç olduğundan çukurun üzerini kapatacak bir şeyleri bulamamış. More
15 Oca 2009
by cemil197070
in HİKAYE
Etiketler:sevmek
MUSAIT OLUNCA BENI SEVER MISIN ?
Kucuk çocuk Iceri girer girmez neseyle bagirdi:
Anne biliyor musun bugun yuvada ne oldu?
Gormuyor musun ? Telefonla konusuyorum.
Hic kimsenin sevdigi sey birbirine benzemiyordu. Annesi
telefonu,babasi arabayi seviyordu.
Hersey erteleniyordu telefon ve araba sozkonusu oldugunda… Bir
de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hic yer kalmiyordu. Nerelere
gitsindi?
Annesi kapatti telefonu.
Mutfaktan tencere sesleri geliyordu. Kosarak yanina gitti:
* Sana yardim edeyim mi ? dedi en sevimli halini takinarak,
Annesi manali manali bakti:
Hayirdir. Bir yaramazlik filan ? Bak bir de seninle ugrasmayayim.
Cok yorgunum zaten.
Yorgunluk nasil birseydi ? More
08 Oca 2009
by cemil197070
in HİKAYE
Etiketler:prenses
AÇ PENCERESİNİ YÜREĞİNİN
Sürgündür zaman,bütün zamansızlıklara.
Alıp götürdükleri kadar vardır elbet getirdikleri de.
Külleri içine gizlenmiş derinlerde bir ateşim
Kendi yangınlarımı büyüten,
Yangın ki;Sarı ve sıcak More
07 Oca 2009
by cemil197070
in HİKAYE
Etiketler:bilge
Dağın birinde bir bilge kişi yaşarmış. Herkes tarafından sayılır
sevilirmiş.
Gençlerden biri, bilgenin bilgeliğini kabul etmeyip maskesini düşürmek
istemiş
ve bir plan kurmuş. Küçük bir kuşu iki avucunun arasına yerleştirmiş
ve
bilgeye sormuş: More
07 Oca 2009
by cemil197070
in HİKAYE
Etiketler:tarif
Adamın biri, ilk defa gittiği kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra
yol kenarında duran arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek
başına oturan çocuğa:
-Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanıbaşındaki fırını
arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
-Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz
gerekiyor herhalde..
Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş
ister istemez. More
07 Oca 2009
by cemil197070
in HİKAYE
Etiketler:siyah duvar
Hastanenin bir koğuşunda şifa bulmaz üç kötürüm bulunuyordu. Koğuşa
ilk gelen, pencerenin yanında, sonra gelen ortada, en son gelen hasta
ise kapının yanında yatıyordu.
Ortada yatan, “iyimser” bi adamdı. Canlı ve neşeli konuşmasıyla,
arkadaşlarının kederlerini azaltmaya çalışıyordu… More
02 Oca 2009
by cemil197070
in HİKAYE
Etiketler:derviş

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?” “Bakın göstereyim” demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. More
02 Oca 2009
by cemil197070
in HİKAYE
Etiketler:sultan mahmut
Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor. Tıkandı baba, çay getir, Tıkandı baba, oralet getir, vs.
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş; “Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?”, “Uzun mesele evlat” demiş Tıkandı baba. “Anlat baba anlat merak ettim” deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasada olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve “Tıkandı baba, tıkandı. Uğraşma artık” dedi. O gün bu gün adım “Tıkandı baba”ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. şimdide burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz. More
Previous Older Entries
Son Yorumlar